lavender cheesecake

(Türkçe çevirisi aşağıda)

no3

It was my mother’s birthday yesterday, so I had to make her a 100% raw cheesecake. Recently, she started to follow a very strict diet (her doctor guided her into this decision), excluding gluten, refined sugar, yeast and dairy products. ‘What’s left behind?’ everyone reacts. It is quite unusual for Turkish people, because our traditional diet contains all (although we do have some healthy home made Turkish cuisine alternative, it is not valued greatly). Eating a plant-based diet really confuses people’s minds, especially raw food diet. However, the reasons of a diet consisting heavily on raw food is very logical. Let me explain. One of the main reasons is the enzymes. The first things that are destroyed when you cook the food, are the enzymes. Most enzymes are dead at 45 C. They are extremely important for our body. Every food has enzymes -enough to make it easier to digest the whole food. When they are dead, your body needs to produce more enzymes in order to digest the food you eat, your pancreas and liver works harder than they supposed to. Thus, your body gets tired, and it steals from our ‘enzyme bank account’. We get into debt. In spite of we would put more enzymes in our account (which means eating raw food-they are the only enzymes we can take exogenously!), we keep going on stealing them. It is very interesting that, the ratio of our pancreas and liver to our body is more than double than other mammals. We are the only animals that cook(!). ‘OK, I get it, but why the enzymes are so important, our body already produces these stuff’ you may say. Enzymes are the catalysts, the large biological molecules responsible for the thousands of chemical interconventions that sustain life. Meaning, you could read this sentence in 100.000 years if there were no enzymes. The older our age, the less enzymes we have in our body, the researches show that they are naturally anti-aging. The best way to fill our enzyme bank account is to eat raw food. Very simple. I don’t say you have to eat 100% raw, the researches show that if you eat 51% raw, your quality of life improves dramatically, any existing diseases disappears, your immune system becomes stronger, your digestive system works a lot better and you body rejuvenates… The list of benefits is endless.

Onto the recipe. Because my mother LOVES almonds, I used almonds only for this recipe, but the original calls for cashews, which makes the cake very creamy (which I like). Lavender is one of my favorite herbs, it adds a different flavor to the traditional raw cheesecake recipe.

For the crust

  • 2 cups almonds, soaked 8-12 hours
  • 3 tablespoons raw cacao powder
  • 2 tablespoons agave or honey
  • 1 tablespoon organic cold pressed extra virgin coconut oil
  • Himalayan salt

In a food processor, put the almonds and process them first. Then add the other ingredients and blend. Press the mixture into the base of a 22 cm springform pan.

For the filling;

  • 3 cups cashews, soaked 2-4 hours
  • 1- 1/2 cup almond milk
  • 1/2 cup agave or honey
  • 2 tablespoons lemon juice
  • 2 teaspoons vanilla extract
  • 2 tablespoons dried lavender
  • 1 teaspoon cinnamon
  • Himalayan salt
  • 1/2 cup organic, cold pressed, extra virgin coconut oil

Blend everything in Vitamix and pour the mixture onto the crust.

For the sauce;

  • half culp blueberries
  • 2 tablespoons organic cold pressed extra virgin coconut oil
  • 3 tablespoons almond milk

Blend everything in Vitamix. Pour on top of the filling.

Wrap the pan and place in freezer at least 1 hour. You can place it in refrigerator 30 minutes before serving.

 

P.S. This is the translation of the post I wrote for Vogue Turkey Gourmet Blog during July 2013.

 

Lavantalı Cheesecake

Dün annemin doğumgünüydü, bu vesileyle ona bir cheesecake yapmaya giriştim. %100 ‘raw’ yani ‘canlı’, ‘çiğ’ bir cheesecake. Kendisi sağlığı yüzünden ve doktorunun da önermesiyle birkaç aydır unsuz, rafine şekersiz, mayasız, süt ürünleri içermeyen bir diyet yapıyor. E geriye ne kaldı diyeceksiniz. Kuruyemişler, meyveler, sebzeler, yeşillikler, baharatlar,… Aslında çeşit az değil. Bu vesileyle ‘Raw Food’ beslenme tarzını biraz daha açmak isterim. Bildiğiniz gibi bitkisel beslenmeye dayalı, hiçbir hayvansal ürün içermeyen, ve yiyeceklerin çiğ tüketilmesine dayalı bir beslenme tarzı. Neden çiğ tüketiyoruz derseniz, yemekler pişirildiğinde ilk önce enzimleri ölüyor, ısıya çok dayanıksızlar(45 derecede çoğu enzim ölmüş oluyor). Enzimler bizim için elzem önemde. Her besin kendi içinde, sindirilmesine yetecek kadar enzim içeriyor. Pişirdiğinizde bu enzimler öldüğünden, vücudumuz bu besini sindirebilmek için pankreas ve karaciğerini daha fazla enzim üretmesi için zorluyor. Dolayısıyla hem vücudu yoruyor, hem de bizim enzim ‘banka hesabımız’dan enzim çalıp duruyor. Borçlanıyoruz. Yerine sürekli yeni enzim koymamız gerekirken(yani çiğ beslenmemiz gerekirken-dışardan alabildiğimiz tek enzimler!), biz çalıp duruyoruz. İlginçtir ki, memeliler arasında, yemeklerini tek pişiren canlılar biziz. Yine ilginçtir ki, pancreas ve karaciğerlerinin vücudumuza oranı, diğer memelilerin 2 katı. Tamam anladım, ama enzimler nedir kardeşim neden bu kadar önemli, vücut zaten üretiyormuş diyor olabilirsiniz. Bunun da cevabı şu; Enzimler vücudumuzda gerçekleşen hemen hemen her reaksiyonun denetimini yaparlar. Düşünün ki enzimler olmasa, bu cümleyi 100.000 yılda okurdunuz. Yaşlandıkça da enzimlerin azaldığını biliyoruz. Dolayısıyla ne kadar enziminiz varsa o kadar gençsiniz! Doğal bir anti aging özelliği var yani. Enzim banka hesabımızı doldurmak da en iyi çiğ besinlerle mümkün. %100 böyle beslenmeniz lazım demiyorum. Araştırmalara göre %51 oranında çiğ besini hayatınıza sokarsanız, hayat kaliteniz çok ciddi oranda artıyor, hastalıklar yokoluyor, immün sisteminiz güçleniyor, sindirim ve boşaltım sistemleriniz çok daha iyi çalışıyor ve vücut gençleşiyor. Faydaları saymakla bitmez…

Şimdi tarife gelelim. Annemin de bademi çok sevdiğini bildiğimden ben bu tarifi sadece bademle yaptım. Ama orijinal tarifim kaju fıstığıyla yapılan, ben de onu daha çok tercih ediyorum. Daha kremamsı bir tadı oluyor. Lavanta da benim en sevdiğim baharatlardan biri. Tarife değişik bir tat kattı…

Taban için;

  • 2 bardak badem, 8-12 saat suda bekletilmiş
  • 3 çorba kaşığı kakao tozu
  • 2 çorba kaşığı agave veya bal
  • 1 çorba kaşığı soğuk sıkım hindistan cevizi yağı
  • biraz tuz

Bademleri iyice un haline gelecek şekilde robottan geçirin. Diğer malzemeleri de ekleyip tekrar karıştırın. Karışımı 22 cm çapında bir springform kalıbının tabanına yayın.

Dolgu Malzemesi için;

  • 3 bardak caju fıstığı, 2-4 saat suda bekletilmiş
  • 1-1/2 bardak badem sütü
  • 1/2 bardak agave veya bal
  • 2 çorba kaşığı limon suyu
  • 2 çay kaşığı vanilya özü
  • 2 çorba kaşığı kuru lavanta
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • biraz tuz
  • 1/2 bardak hindistan cevizi yağı

Bütün malzemeleri Blenderdan geçirip tabanın üstüne dökün.

Sos için;

  • yarım bardak taze veya kuru likapa(blueberry)
  • 2 çorba kaşığı hindistan cevizi yağı
  • 3 çorba kaşığı badem sütü

Malzemeleri Blenderdan geçirip dolgu malzemesinin üzerine dökün.

Kalıbı sarıp, buzlukta en az 1 saat bekletin. Servis etmeden yarım saat önce buzdolabına kaldırabilirsiniz.

P.S. Bu yazıyı Temmuz 2013’te konuk yazar olarak Vogue Gurme Blog için yazmıştım. Siteye buradan ulaşabilirsiniz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: